blank

Algılanan Aile Desteği Ölçeği
Başarısızlık Nedenleri Anketi
Burdan Dikkat Testi
Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği
Eleştiri Anketi
Gözlem
Hafıza Testi
İlgileri Tanıma Değerlendirme Formu
Kimdir Bu?
Kime Göre Ben Neyim?
Mutluluk Ölçeği
Boş Zamanları Değerlendirme Anketi
Sınav Kaygısı
Stres Düzeyi Ölçeği

 

  

 
© İnsan Psikolojik Danışmanlık NLP&Hipnoz Eğitim Merkezi 
Baş Ağrısı ve Hipnoz

Baş ağrısı özellikle de migren ağrısı dünyadaki bekli de en yaygın görülen hastalıktır ve sanırım insanoğlu sonsuza kadar buna yeni çareler arayacak. Benim bulduğum en hızlı ve en kolay yol aspirin ya da avamigren değil, hipnotik tekniklerdir.

İnsanlar genellikle tembellikten sakinleştirici ilaçlara alışıyorlar. İnsanlar bu sorunun yok edilmesinde hipnozun nasıl çalıştığı ile ilgili en ufak bir bilgiye sahip değiller. Bu insanların bilmesi gereken şey, hala ilaç sanayisinin aspirinin içinde neyin baş ağrısına iyi geldiğini bilmediğidir. 
 
Hipnoz ile birlikte NLP ile nesne yansıtma kullanırım. Ağrıyı uygun bir dille açıkça tanımlayarak gerçek bir yapı inşa edebiliriz. Bunu yaptıktan sonra ağrının nereden kaynaklandığını öğrenebilir ve onu nasıl kontrol altına alabileceğimizi bulur ve onu yok ederiz. Eğer bu basit şey çalışmazsa, “parça terapisine” ya da NLP tekrar çerçeveleme metotlarından bir tanesinden yararlanırım. En sonunda mutlaka bu tekniklerin bir tanesiyle ağrısından kurtulacaktır.
 
Ben hafif trans ve uyanma hipnozunu arkadaşlarıma, aileme ve danışanlara birçok tekniği kullanarak çok iyi bir şekilde uyguluyorum. Şakaklarında ağrı olan insanlardan basitçe avuç içlerinin kırmızılaştığını hayal etmelerini istiyorum, daha sonra ellerinin kırmızıya döndüğünü söylüyorum, daha sonra da elleri hakkında biraz daha konuşarak ellerinin daha da ısındığını ve ellerinde bir ateşin yandığını, ellerinin kıpkırmızı olduğunu söylüyorum. Ve sonra gözlerine bakıp şimdi çok rahatladıklarını ve çok iyi hissettiklerini söylüyorum. Bu çok komik, çünkü bunu uyguladığım insanlar daha sonra bana gelip baş ağrılarını nasıl yok ettiğimi söylememi istiyorlar. Aslında çok basit ben insanların ellerinin kızardığını söylediğimde dikkatleri oraya yoğunlaşıyor, kan basınçları ellerinde yoğunlaşıyor ve bu da kafalarındaki gerilimi alıyor.
 
Tansiyon baş ağrıları içinde aynı tekniği uyguluyorum, ama yoğunlaşma noktasını önce kafa, sonra boyundaki üçüncü omur olarak belirliyorum.
 
Plasebo etkisi
Plasebo etkisi bir insanın fizyolojik olarak etkisiz bir ilaca olumlu tepki vermesidir. Birine Plasebo verip bunu işe yarayacağını söylerseniz ilacın hiçbir etkisi olmamasına rağmen o kişide işe yarar.
 
Plasebo etkisinin ilaç tedavisinde olduğu kadar fizyoterapi ve hipnozda da anahtar bir rol oynadığına artan bir inanç vardır.
 
Aslında plasebo etkisi bunu kullanan doktorun inancı ve bunu uygulama şevkidir. Bu inanç hastaya geçtiğinde tedavi için gerekli olan inanç ve güven sağlanmış olur. Bu yüzden doktorun kendisi de büyük terapötik ajandır.
 
Yeni bir ilaca karşı çevresel faktörler ve kültürel yaklaşımlar ve prosedürlerde Plasebo etkisini arttırmaktadır. Özellikle plasebonun stres ve organik nedenlerden dolayı oluşan ağrıların varlığında çok daha etkili olduğu kabul edilmesi gereken ilginç bir yöndür. Aslında bütün bu faktörler kelimelerin gücüyle açıklanabilir.
 
Plasebo etkisinin tarihi dikkatlice incelendiğinde Shapiro, bu terapötik ajanın hemen hemen her reçetesinde bulunmasına rağmen son zamanlara kadar Plasebo etkisi hakkında ruhani bir sessizlik olduğunu belirtmiştir. Plasebo etkisi çok güçlü ve fizyolojik fonksiyonları kalıcı olarak değiştirebilecek kadar büyük olabilir. Bu etkiler kalıcı ya da yüzeysel değildir ama günlük kullanımlarda da tavsiye edilmez.
 
Robert Dilts’in İnançlar kitabında yıllar önce yaptığı bir araştırma anlatılmaktadır. Kitabında şöyle diyor:
 
“araştırmalarımda çok ilginç istatistiklerle karsılaştım. Ağrı durumunda Plasebo morfinin yarattığı etkinin yüzde 51-70 ini sağladı. Başka bir çalışma plasebolara zıt bakış açısından baktı. Bu çalışmada araştırmacılar Plasebo tepkicilerinin gerçek ilaca nasıl reaksiyon göstereceklerini bulmak istediler, bu yüzden onlara gerçek morfin verdiler. Bulgularında Plasebo tepkicilerinin yüzde 95 i morfine olumlu tepki verdi buna karşılık Plasebo'ya tepki vermeyenlerin sadece yüzde 54'u gerçek morfinle rahatladı. Yani rahatlama beklentisi yüksek insanlar rahatladılar. Böyle bir veri elinizdeyken normal bir ilacın etkinliğinden şüphe duymanız gayet normal.”
 
Bu konuyla ilgili gerçekleri fizyolojist Buruno Klofer’in anlattığı meşhur olaydan daha iyi bir örnekle açıklanamaz.
 
Klofer, lenf bezi kanserine yakalanmış Wright isimli bir adamı tedavi ediyordu. Bütün standart tedaviler denenmiş, işe yaramamış ve Wright’in çok az bir ömrü kalmıştı. Boynu, göğsü, karnı ve kasıkları portakal büyüklüğünde tümörlerle dolmuştu. Akciğerleri ve dalağı o kadar büyümüştü ki göğsünden her gün yarım litre sıvı çekiliyordu.
 
Ama Wright ölmek istemiyordu ve duyduğu krebiozen adlı ilacı denemek istiyordu ve bunu için doktoruna yalvarıyordu. Doktoru önce bunu kabul etmedi. Fakat Wright’in ısrarları sonucu doktor pes etti ve bu ilacı denemesine izin verdi. Cuma akşamı krebiozen Wright’a verildi. Doktor Wright’in hafta sonuna kadar yaşayamayacağını düşünerek evine gitti.
 
Doktor pazartesi günü geldiğinde Wright’ı yatağın dışında yürürken gördü. Vücudundaki tümörler sıcakta eriyen kartopları gibi yarı büyüklüğe indiler. Bu en kuvvetli x ışını tedavisinin bile başaramayacağı kadar hızlı bir iyileşmeydi. İki gün sonra öleceği düşünülen Wright on gün sonra vücudunda hiçbir kanser hücresi bulunmadan iyileşmiş olarak hastaneden çıktı.
 
Hastaneye girdiğinde nefes almak için oksijen maskesine ihtiyacı olan Wright taburcu olduktan sonra kendi uçağıyla onikibin fitte sorunsuz uçtu.
 
Wright iyileştikten iki ay sonra krembiozenin lenf bezi kanseri üzerinde hiçbir etkisi olmadığını kanıtlayan bir makale ortaya cıktı. Wright çok üzüldü. Hastalığı tekrar nüksetti ve tekrar hastaneye yattı. Bu kez doktorlar bir deney yapmaya karar verdi ve krembiozenin aslında çok etkili olduğunu ama makalede söz konusu olan ilaçların taşıma sırasında hasara uğradığı ve ilaçların bu yüzden etkisizmiş gibi göründüğü Wright’a söylendi. Wright’a ellerinde bu ilacın yeni bir çeşidi olduğu ve bu ilacın Wright’ı tamamen iyileştireceği söylendi. Ellerinde böyle bir ilaç yoktu. Wright’a enjekte edilen ilaç değil, saf suydu. Ama uygun atmosferi yaratmak için Plasebo Wright’a enjekte edilmeden bazı süreçlerden geçiriliyormuş gibi yapıldı.
 
Sonuçlar yine inanılmazdı. İkinci kez çıkan tümörler erimiş, Wright yine eskisi gibi hiçbir hastalığı olmadan iki ay geçirmişti. Daha sonra amerikan ilaç birimi krembiozenin gerçektende iddia edildiği gibi kanser tedavisiyle hiçbir ilgisi olmadığını duyurdu. Bunu duyan Wright iki gün sonra kanserden öldü.
 
Wright’in hikâyesi çok trajiktir ama çok güçlü bir mesajı içinde barındırmaktadır: eğer inançlarımızı kıracak ve iyileştirme gücümüze inanacak kadar şanslıysak bir gecede vücudumuzdaki tüm tümörlerden kurtulabiliriz.
 

İnsan Psikolojik Danışmanlık NLP ve Hipnoz Eğitim Merkezi • Copyright © 2006 İNSAN DANISMANLIK All rights reserved.
Bütün Hakları Saklıdır. Sitedeki Bilgiler Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir.
Bu site enaz 1152x864 çözünürlükte en iyi görüntülenir.
Lütfen soru, sorun, yorum ve görüşleriniz için iletişim kurunuz.
 

Google Optimizasyon: Kobimedya.com • Site Tasarım ve Uygulama: Hilmi Ödemiş • Barındırma: Hostiga Internet Hizm.